begrenzen
Çeviri
sınırlamak, kısıtlamak, hudut çekmek
Örnekler
Wir müssen die Kosten begrenzen.
Maliyetleri sınırlamamız gerekiyor.
Der Park wird durch einen Fluss begrenzt.
Park bir nehirle sınırlanmıştır.
Bitte begrenzen Sie Ihre Redezeit auf fünf Minuten.
Lütfen konuşma sürenizi beş dakika ile sınırlayın.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şeyi)) bir şeyi sınırlamak Giderleri sınırlamalıyız.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: einschränken, beschränken; Zıt anlamlılar: erweitern, ausdehnen
Etimoloji
'be-' öneki ve 'Grenze' (sınır, had) kelimesinden türemiştir. Kelimenin tam anlamı 'bir şeye sınır koymak'tır.
Hafıza İpuçları
Bir şeyi 'begrenzen' (sınırlamak) için etrafına bir 'Grenze' (sınır) çizdiğinizi düşünün.