Adjektiv

bewohnbar

yaşanabilir, oturulabilir

Das Haus ist nach der Renovierung wieder bewohnbar.

Ev, tadilattan sonra tekrar yaşanabilir durumda.

Wissenschaftler suchen nach bewohnbaren Planeten.

Bilim insanları yaşanabilir gezegenler arıyor.

((sein)) bewohnbar yaşanabilir olmak Eski ev artık yaşanabilir değil.

Eş anlamlılar: habitabel; Zıt anlamlılar: unbewohnbar (yaşanmaz).

'be-' + 'wohnen' (ikamet etmek) + '-bar' (yapılabilir) sonekinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'içinde yaşanabilir'.

'-bar' soneki, İngilizce'deki '-able' ekinin güvenilir bir karşılığıdır. Bir yerde 'wohnen' (yaşayabiliyorsanız), orası 'bewohnbar'dır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.