glänzen
Çeviri
parlamak, ışıldamak, sivrilmek
Örnekler
Die Sterne glänzen am Himmel.
Yıldızlar gökyüzünde parlıyor.
Seine Augen glänzten vor Freude.
Gözleri sevinçten parlıyordu.
Sie glänzte mit ihrem Wissen.
Bilgisiyle göz doldurdu.
Dilbilgisi Kalıpları
((glänzen)) parlamak Die Schuhe glänzen.
((mit et3 glänzen)) bir şey ile parlamak Sie glänzte mit ihrer Intelligenz.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: scheinen, leuchten, funkeln
Etimoloji
İngilizce 'gleam' ve 'glance' kelimeleriyle ilişkilidir, 'parlamak' anlamına gelen bir kökten gelir.
Hafıza İpuçları
'glänzen' sesinin kendisi küçük bir parıltı gibi geliyor. Parlayan bir cam (Glas) parçası hayal edin.