Adjektiv

prägendste

en etkili, en belirleyici, en şekillendirici

Das war die prägendste Erfahrung meines Lebens.

Bu, hayatımın en şekillendirici deneyimiydi.

Er ist die prägendste Figur der modernen Kunst.

Modern sanattaki en etkili figür odur.

((niteleme)) en etkili... Bu en şekillendirici deneyimdi. (Das war die prägendste Erfahrung.)

Eş anlamlılar: einflussreichste (en etkili), bestimmendste (en belirleyici); Zıt anlamlılar: unbedeutendste (en önemsiz)

'prägen' (şekil vermek, basmak) fiilinin sıfat-fiili olan 'prägend' kelimesinin üstünlük derecesi. '-ste' eki üstünlük belirtir.

Bir madeni paranın 'prägen' (basılması) işlemini düşünün. 'prägendste' deneyim, üzerinizde en derin izi bırakan deneyimdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.