Verb

tun

yapmak, etmek, koymak

Was kann ich für dich tun?

Senin için ne yapabilirim?

Es tut mir leid.

Üzgünüm.

Ich habe viel zu tun.

Yapacak çok işim var.

Tu bitte Milch in den Kaffee.

Lütfen kahveye süt koy.

((et4)) (bir şeyi) yapmak Was tust du da?

((et4)) ((in/auf et4)) (bir şeyi bir yere) koymak Tu das Buch in die Tasche.

((j-m)) ((et4)) (birine) iyi/kötü gelmek Das tut mir gut.

((es)) ((mit j-m/et3)) ((zu tun haben)) ile ilgisi olmak Das hat nichts damit zu tun.

Eş anlamlılar: yapmak; Zıt anlamlılar: bırakmak

İngilizce 'do' ile kökteş.

İngilizce 'do' gibi düşün. Ayrıca günlük dilde 'koymak' anlamında kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.