Adjektiv

frisch

taze, yeni, serin

Ich esse gerne frisches Obst.

Taze meyve yemeyi severim.

Ich brauche frische Luft.

Temiz havaya ihtiyacım var.

Er hat eine frische Idee.

Onun yeni bir fikri var.

Die Wäsche ist frisch gewaschen.

Çamaşırlar yeni yıkandı.

frisch + İsim taze ... Taze bir rüzgar esiyor.

sein + frisch taze olmak Süt hala taze.

Eş anlamlılar: neu (yeni), kühl (serin); Zıt anlamlılar: alt (eski), verdorben (bozuk), fade (tatsız)

Eski Yüksek Almanca 'frisc' kelimesinden gelir ve İngilizce 'fresh' kelimesiyle ilişkilidir.

Sesi İngilizce karşılığı olan 'fresh' kelimesine çok benzer, bu da hatırlamayı kolaylaştırır. 'Taze' bir başlangıç veya 'taze' bir meyve düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.