Adjektiv

geleistet

yapılmış, başarılmış, yerine getirilmiş

Die geleistete Arbeit war ausgezeichnet.

Yapılan iş mükemmeldi.

Er hat Großes geleistet.

Büyük işler başardı.

Ich habe mir ein neues Auto geleistet.

Kendime yeni bir araba ısmarladım.

sıfat olarak: yapılan iş (die geleistete Arbeit) Die geleistete Arbeit war ausgezeichnet.

fiil olarak (leisten'in Partizip II'si): ((et4)) başarmak (bir şeyi başarmak) Er hat Großes geleistet.

fiil olarak (sich leisten'in Partizip II'si): kendine ((et4)) almak (kendine bir şeyi ısmarlamak/almak) Ich habe mir ein neues Auto geleistet.

Eş anlamlılar: erbracht, vollbracht, getan

'leisten' (başarmak, gücü yetmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'Leistung' (performans, başarı) ile ilgilidir.

Yapılacaklar 'liste'sini bitirdiğinizde, işi 'geleistet' (yapmış) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.