gereift
Çeviri
olgunlaşmış, eskitilmiş, pişkin
Örnekler
Dieser Käse ist gut gereift.
Bu peynir iyi olgunlaşmış.
Sie ist eine gereifte Persönlichkeit.
O, olgun bir kişiliğe sahip.
Gereifte Früchte schmecken am besten.
Olgunlaşmış meyveler en lezzetlisidir.
Dilbilgisi Kalıpları
[Sıfat] + [İsim] (Bir ismi niteleyen sıfat) Olgunlaşmış şarabın tadı güzel.
[İsim] + sein + gereift (Yüklem olarak sıfat) Bu muz zaten olgunlaşmış.
Benzer Kelimeler
Synonyms: olgun, yaşlanmış, ergin; Antonyms: ham, olmamış
Etimoloji
'reifen' (olgunlaşmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'ge-' ön eki geçmiş zaman ortacını belirtir.
Hafıza İpuçları
'reif' (olgun) kelimesini düşünün. 'Gereift', 'ge-' ön ekiyle olgunlaşma eyleminin tamamlandığını gösterir.