Adjektiv

getraut

evli, cesaret etmiş

Sie sind seit gestern getraut.

Dünden beri evliler.

Er hat sich nicht getraut zu springen.

Atlamaya cesaret edemedi.

sich trauen evlenmek Sie haben sich gestern getraut.

sich trauen, et4 zu tun bir şeyi yapmaya cesaret etmek Er traut sich nicht, die Wahrheit zu sagen.

Eş anlamlılar: verheiratet (evli); Zıt anlamlılar: unverheiratet (evli olmayan), ledig (bekar)

'güvenmek' anlamına gelen 'trauen' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Evlenmek bir güven eylemidir.

'Trauen' kelimesini Türkçe'deki 'tur' kelimesiyle ilişkilendirin; hayat turuna birlikte çıkmaya cesaret etmek.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.