Adjektiv

ungewohnten

alışılmadık, yabancı, garip

Er musste sich an den ungewohnten Tagesablauf gewöhnen.

Alışılmadık günlük rutine alışmak zorundaydı.

Mit dem ungewohnten Werkzeug konnte er nicht arbeiten.

Alışılmadık aletle çalışamadı.

((niteleme)) bir isimden önce Alışılmadık iklimle sorunları vardı.

Eş anlamlılar: fremd, unbekannt; Zıt anlamlılar: gewohnt, vertraut

un- (olumsuzluk) öneki + gewohnt (alışık). 'Alışık olunmayan' anlamına gelir.

Bu 'alışılmadık' demektir. '-en' son eki, özellikle datif veya akuzatif durumlarda çok yaygın bir sıfat çekimidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.