Verb

forcieren

zorlamak, hızlandırmak, baskı yapmak

Die Regierung forciert den Ausbau der erneuerbaren Energien.

Hükümet yenilenebilir enerjilerin genişletilmesini zorluyor.

Man sollte eine Entscheidung nicht forcieren.

Bir karar zorlanmamalıdır.

((et4)) bir şeyi zorlamak, hızlandırmak Hükümet genişlemeyi zorluyor. (Die Regierung forciert den Ausbau.)

Eş anlamlılar: erzwingen, beschleunigen, drängen; Zıt anlamlılar: verlangsamen, aufhalten

Fransızca 'forcer' (zorlamak) kelimesinden gelir, kökeni Latince 'fortia' (güç) kelimesidir. İngilizce 'force' ile kökteştir.

Bir şeyi daha hızlı veya dirence karşı gerçekleştirmek için 'güç' (force) uygulamayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.