Adjektiv

ungelieben

sevilmeyen

Er fühlte sich oft ungelieben.

Sık sık sevilmediğini hissederdi.

Das ungeliebte Fach war Mathematik.

Sevilmeyen ders matematikti.

yüklem olarak: ungelieben olmak/hissetmek sevilmemek/sevilmediğini hissetmek Kendini sevilmemiş hissetti.

sıfat olarak: ungeliebtes bir ((isim)) sevilmeyen bir ((isim)) sevilmeyen bir çocuk

Eş anlamlılar: unbeliebt, verachtet; Zıt anlamlılar: geliebt, beliebt

un- (olumsuzluk) ön eki + geliebt (sevilen). Kelimenin tam anlamıyla 'sevilmeyen'.

İngilizce'deki 'unloved' kelimesi gibi düşünün. 'un-' ön eki kelimeyi olumsuz yapar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.