verb

assert

iddia etmek, öne sürmek, savunmak

He asserted his right to a fair trial.

Adil yargılanma hakkını savundu.

You need to assert yourself more in meetings.

Toplantılarda kendini daha fazla göstermen gerekiyor.

((sth.)) (bir şeyi) iddia etmek, savunmak He asserted his right to a fair trial.

((kendini)) kendini göstermek, ortaya koymak You need to assert yourself more in meetings.

Eş anlamlılar: declare, state, claim, maintain; Zıt anlamlılar: deny, refute

Latince 'ad-' (yönelme) + 'serere' (birleştirmek) kelimelerinden gelir. Asıl fikir, kendine 'birleştirmek', dolayısıyla bir şeyi sahiplenmekti.

'Assert' (iddia etmek), fikrinizi güçlü bir şekilde 'insert' (eklemek) gibidir. Kelimeler benzer seslere sahiptir. Bir şeyi güvenle belirtmek anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.