adjective

astute

zeki, kurnaz, akıllı

He made an astute observation about the market.

Piyasa hakkında zekice bir gözlemde bulundu.

She was an astute businesswoman.

O, kurnaz bir iş kadınıydı.

((bir isimden önce sıfat olarak)) zeki, kurnaz. He made an astute observation.

Eş anlamlılar: zeki, akıllı, kurnaz; Zıt anlamlılar: aptal, saf

Latince 'kurnaz' anlamına gelen 'astutus'tan, o da 'ustalık, kurnazlık' anlamına gelen 'astus'tan gelir.

'Astute' bir kişi genellikle 'A-student' (A alan öğrenci) gibidir - hızlı ve zeki.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.