adjective

raised

yükseltilmiş, yetiştirilmiş, kabartmalı

He spoke in a raised voice.

Yüksek sesle konuştu.

She was raised in the countryside.

Kırsalda yetiştirildi.

The book has raised lettering on the cover.

Kitabın kapağında kabartma harfler var.

((raised + isim)) kabartmalı/yükseltilmiş... Kitabın kabartma harfleri var.

((olmak + raised + <zarf>)) yetiştirilmek... Kırsalda yetiştirildi.

Eş anlamlılar: elevated, lifted; Zıt anlamlılar: lowered, flat

'Yükseltmek' anlamına gelen 'raise' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Eski Nors dilindeki 'reisa' (kaldırmak) kelimesinden gelir.

Bir konuşma için 'raised platform' (yükseltilmiş platform) veya kabarmış 'raised dough' (ekmek hamuru) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.