noun

range

aralık, çeşitlilik, menzil, sıradağ

The shop has a wide range of shoes.

Dükkanda geniş bir ayakkabı yelpazesi var.

The price range is from £100 to £200.

Fiyat aralığı 100 £ ile 200 £ arasındadır.

We saw a beautiful mountain range.

Güzel bir sıradağ gördük.

They practise at a shooting range.

Bir atış poligonunda pratik yapıyorlar.

a range of ((sth.)) bir dizi/çeşitlilik (bir şey) Mağaza geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır.

variety, scope, selection, series

Eski Fransızca 'sıraya dizmek' anlamına gelen 'rangier' kelimesinden. 'Rütbe' (rank) ile ilgilidir.

Geniş bir ürün 'yelpazesinin' (range) bir rafta 'düzenlendiğini' (arrange) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.