adjective

rare

nadir, ender, (et)az pişmiş

It's rare to see that kind of bird here.

Bu tür bir kuşu burada görmek nadirdir.

This is a very rare stamp.

Bu çok nadir bir pul.

I'd like my steak rare, please.

Biftekimi az pişmiş istiyorum, lütfen.

((rare)) ((+ isim)) nadir. This is a very rare stamp.

((Nadir)) ((+ mastar)) bir şey yapmak nadirdir. It's rare to see that kind of bird here.

((biftek, vb.)) ((rare)) (et) az pişmiş. I'd like my steak rare, please.

Eş anlamlılar: ender, kıt; Zıt anlamlılar: yaygın

Latince 'rarus' (seyrek, aralıklı) kelimesinden gelir.

'Rare' (az pişmiş) biftek, ateşi 'nadiren' (rarely) görmüştür. Bu, her iki anlamı da birbirine bağlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.