verb

read

okumak, yorumlamak

I like to read books.

Kitap okumayı severim.

Can you read the situation?

Durumu okuyabiliyor musun?

The thermometer reads 20 degrees.

Termometre 20 dereceyi gösteriyor.

((bir şeyi)) okumak Her gün gazete okur. (She reads the newspaper every day.)

((birine)) ((bir şeyi)) okumak Çocuklarına bir hikaye okudu. (He read a story to his children.)

((bir şey hakkında)) okumak Yeni keşif hakkında okudum. (I read about the new discovery.)

Synonyms: peruse (incelemek), scan (göz atmak), interpret (yorumlamak); Antonyms: write (yazmak)

Eski İngilizce'de 'tavsiye etmek, yorumlamak' anlamına gelen 'rædan' kelimesinden gelir.

Geçmiş zaman için yazılışı aynı kalır, ancak telaffuzu /riːd/ iken /rɛd/ olur, 'kırmızı' rengi gibi. 'Dün kırmızı (red) bir kitap okudum (read).'

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.