noun

receiver

alıcı, ahize, kayyum

He picked up the receiver of the telephone.

Telefonun ahizesini kaldırdı.

The receiver of the stolen goods was arrested.

Çalınan malların alıcısı tutuklandı.

This radio has a very sensitive receiver.

Bu radyonun çok hassas bir alıcısı var.

((bir şeyin)) alıcısı bir şeyi alan kişi veya nesne. He is the receiver of the award.

Eş anlamlılar: recipient, beneficiary, handset

'receive' (almak) fiiline, eylemi yapanı belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Kelimenin tam anlamı 'alan kişi veya şey'dir.

'receive' fiilini düşünün. 'receiver', alma eylemini gerçekleştiren kişi veya şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.