adjective

redundant

gereksiz, lüzumsuz, işten çıkarılmış

He was made redundant from his job.

İşinden çıkarıldı.

The new system makes the old one redundant.

Yeni sistem eskisini gereksiz kılıyor.

redundant ((olmak)) gereksiz olmak Geçen yıl işten çıkarıldı.

((bir şeyi)) redundant ((yapmak)) bir şeyi gereksiz kılmak Yeni teknoloji yeteneklerimizi gereksiz kılıyor.

Synonyms: superfluous, unnecessary, surplus; Antonyms: necessary, essential

Latince 'redundare' (taşmak) kelimesinden, 're-' (geri) + 'unda' (dalga).

Geri ('re-') gelen bir dalganın ('unda') fazlalık yaratması gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.