noun

relic

kalıntı, yadigâr, kutsal emanet

The museum has many ancient Roman relics.

Müzede birçok antik Roma kalıntısı var.

This old typewriter is a relic from the past.

Bu eski daktilo geçmişten bir yadigâr.

((bir şeyin kalıntısı/yadigârı)) daha önceki bir zamandan kalan bir nesne This old typewriter is a relic from the past.

Eş anlamlılar: artefact, remnant, antique

Latince 'geride bırakmak' anlamına gelen 'relinquere'den türeyen 'kalıntılar' anlamındaki 'reliquiae' kelimesinden gelir.

Kalıntı, geçmiş zamandan 'geride bırakılmış' bir şeydir. Dini bir kutsal emaneti veya eski, modası geçmiş bir nesneyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.