noun

remnant

kalıntı, artık, bakiye

The remnants of the ancient city are still visible.

Antik kentin kalıntıları hala görülebilir.

She used the remnant of fabric to make a cushion.

Minder yapmak için kumaş artığını kullandı.

bir kalıntı ((bir şeyin)) bir şeyin geriye kalan küçük miktarı Antik kentin kalıntıları hala görülebilir.

Eş anlamlılar: remainder (kalan), residue (artık), vestige (iz), trace (iz)

Eski Fransızca 'remanant', 'remanoir' (kalmak) fiilinin sıfat-fiili, Latince 'remanere'den.

Bir 'remnant', ana kısım gittikten sonra 'kalan' (remains) şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.