verb

reserve

ayırtmak, rezerve etmek, saklı tutmak

I'd like to reserve a table for tonight.

Bu akşam için bir masa ayırtmak istiyorum.

These seats are reserved for special guests.

Bu koltuklar özel misafirler için ayrılmıştır.

She reserves the right to refuse entry.

Girişi reddetme hakkını saklı tutar.

((sth.)) ((için sb./sth.)) birisi/bir şey için bir şeyi ayırtmak/saklamak I'd like to reserve a table for two.

((hakkını saklı tutmak)) ((to-inf)) bir şeyi yapma yasal yeteneğini korumak The management reserves the right to refuse admission.

Eş anlamlılar: book, set aside, keep

Latince 'reservare' (geride tutmak) kelimesinden gelir, 're-' (geri) + 'servare' (korumak, kurtarmak).

Bir şeyi daha sonra servis etmek veya belirli bir kişi için saklayarak 'yeniden servis (re-serve)' edersiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.