noun

audience

seyirci, izleyici, dinleyici, huzura kabul

The audience clapped loudly at the end.

Seyirciler sonunda yüksek sesle alkışladı.

The film is aimed at a young audience.

Film genç bir kitleyi hedefliyor.

He was granted an audience with the Pope.

Papa ile görüşme hakkı tanındı.

seyirci ((fiil)) seyirci The audience clapped loudly.

bir ((sıfat)) kitle belirli bir kitle türü The film is aimed at a young audience.

((biriyle)) görüşme biriyle resmi bir görüşme He was granted an audience with the Pope.

Eş anlamlılar: seyirciler, kalabalık, dinleyiciler, izleyiciler

Latince 'audire' (duymak) kelimesinden gelir. Bir performansı 'duyan' insan grubu.

Seyircinin duyduğu 'audio'yu (ses) düşünün. 'audi-' kökü duymakla ilgilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.