noun

rim

kenar, jant, çerçeve

He looked over the rim of his glasses.

Gözlüğünün çerçevesinin üzerinden baktı.

The car has shiny new rims.

Arabanın parlak yeni jantları var.

She sipped from the rim of the cup.

Fincanın kenarından bir yudum aldı.

the rim of ((sth.)) (bir şeyin) kenarı The cup had a gold rim.

Eş anlamlılar: kenar, pervaz, ağız, jant

Eski İngilizce'deki 'rima' (kenar, sınır) kelimesinden gelir.

Bir basketbol potasının 'çemberini' (rim) düşünerek dairesel kenar anlamını hatırlayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.