noun

saddlebag

heybe, semer çantası

He packed his lunch in the saddlebag.

Öğle yemeğini heybeye koydu.

The motorcycle had large leather saddlebags.

Motosikletin büyük deri heybeleri vardı.

((bir/o)) heybe bir eye takılı çanta He packed his lunch in the saddlebag.

Eş anlamlılar: heybe, torba

'saddle' (eyer) ve 'bag' (çanta) kelimelerinden oluşan birleşik bir kelime.

Bir atın veya bisikletin selesine takılı bir çanta hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.