noun

sake

hatır, uğruna, amaç

I did it for your sake.

Bunu senin hatırın için yaptım.

For goodness' sake, be quiet!

Tanrı aşkına, sessiz ol!

He argued for the sake of argument.

Tartışma olsun diye tartıştı.

((for the sake of sb./sth.)) (birinin/bir şeyin) hatırı için, uğruna He moved to a new city for the sake of his career.

Synonyms: benefit, purpose, interest, cause

Eski İngilizce'de 'anlaşmazlık, dava' anlamına gelen 'sacu' kelimesinden türemiştir. Anlamı 'adına' veya 'amacıyla' olarak gelişmiştir.

Genellikle 'for the sake of...' (... hatırına) kalıbında kullanılır. Japon içkisi 'sake' gibi ses çıkarması bir hafıza kancası olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.