adjective

satisfying

tatmin edici, doyurucu

It was a very satisfying meal.

Çok tatmin edici bir yemekti.

Finishing the project was a satisfying moment.

Projeyi bitirmek tatmin edici bir andı.

She finds her job very satisfying.

İşini çok tatmin edici buluyor.

a satisfying ((noun)) zevk veren bir isim It was a satisfying conclusion to the story.

((to find sth.)) satisfying bir şeyin ödüllendirici olduğunu hissetmek I find gardening very satisfying.

It is satisfying ((to-inf)) bir şey yapmak iyi hissettirir It is satisfying to see your hard work pay off.

Synonyms: fulfilling, rewarding, pleasing; Antonyms: unsatisfying, disappointing

'satisfy' + '-ing' (sıfat yapan ek) kelimelerinden gelir. Memnuniyete *neden olan* bir şeyi tanımlar.

'-ing' ekinin, eylemi yapan *şey* anlamına geldiğini unutmayın. 'Tatmin edici' (satisfying) bir iş, sizi 'tatmin eden' (satisfies) bir iştir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.