verb

saturate

doyurmak, doygunlaştırmak, sırılsıklam etmek

The heavy rain saturated the ground.

Şiddetli yağmur toprağı doyurdu.

The market is saturated with similar products.

Piyasa benzer ürünlerle doymuş durumda.

((bir şeyi)) ((bir şeyle)) (bir şeyi) (bir şeyle) doyurmak Piyasa yeni telefonlarla doymuş durumda.

Eş anlamlılar: ıslatmak, sırılsıklam etmek, nüfuz etmek; Zıt anlamlılar: kurutmak, suyunu çekmek

Latince 'doldurmak' anlamına gelen 'saturare'den, o da 'dolu' anlamına gelen 'satur'dan gelir.

Daha fazla su ememeyen bir sünger hayal edin; o sünger 'doymuş' (saturated) durumdadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.