verb

save

biriktirmek, kurtarmak, kaydetmek, tasarruf etmek

I save money every week.

Her hafta para biriktiririm.

The firefighter saved the child.

İtfaiyeci çocuğu kurtardı.

Don't forget to save your work.

Çalışmanı kaydetmeyi unutma.

He saved the penalty.

Penaltıyı kurtardı.

((sth.)) (bir şeyi) biriktirmek/tasarruf etmek I save money every week.

((sb./sth.)) ((from sth.)) (birini/bir şeyi) (bir şeyden) kurtarmak The firefighter saved the child.

((sth.)) (bir şeyi) kaydetmek Don't forget to save your work.

Eş anlamlılar: rescue (kurtarmak), preserve (korumak), keep (saklamak); Zıt anlamlılar: spend (harcamak), waste (israf etmek)

Eski Fransızca 'sauver' kelimesinden, o da Geç Latince 'salvare' (güvene almak) kelimesinden gelir, kökü Latince 'salvus' (güvenli, sağlam).

Bir kasada (safe) para sakladığınızı düşünün. 'Save' kelimesi, para, dosya veya bir insan olsun, bir şeyi güvenli bir yere koymak anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.