adjective

savoury

tuzlu, lezzetli, iştah açıcı

I prefer savoury snacks to sweet ones.

Tatlı atıştırmalıklara tuzlu olanları tercih ederim.

The dish had a lovely savoury flavour.

Yemeğin hoş, lezzetli bir tadı vardı.

((tuzlu)) + isim Bu tuzlu bir börek.

Eş anlamlılar: salty (tuzlu), piquant (baharatlı); Zıt anlamlılar: sweet (tatlı), bland (yavan)

Eski Fransızca 'savoure' (lezzetli) kelimesinden, o da Latince 'sapor' (tat) kelimesinden gelir.

'Savour' (tadını çıkarmak) fiilini düşünün. Lezzetli, tuzlu bir yemeğin 'tadını çıkarırsınız'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.