noun

scent

koku, parfüm, iz

The scent of roses filled the air.

Gül kokusu havayı doldurdu.

She wears a lovely scent.

Hoş bir parfüm kullanıyor.

The dogs lost the scent of the fox.

Köpekler tilkinin izini kaybetti.

(bir şeyin) ((scent))'i bir şeyin özel kokusu The scent of coffee is wonderful.

((scent))'i kaybetmek bir izi artık takip edememek The dogs lost the scent.

(bir şeyin) ((scent))'inde olmak bir şeyi bulmaya yakın olmak The police are on the scent.

Synonyms: koku, aroma, parfüm; Antonyms: pis koku

Eski Fransızca 'sentir' (hissetmek, koklamak) kelimesinden, o da Latince 'sentire' (hissetmek, algılamak) kelimesinden gelir.

İngilizce 'sent' (gönderildi) kelimesi gibi ses çıkarır. Bir 'scent' (koku) havaya 'gönderilir'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.