noun

sculpture

heykel, heykeltıraşlık

He enjoys modern sculpture.

Modern heykeltıraşlıktan hoşlanır.

There is a sculpture in the garden.

Bahçede bir heykel var.

((bir sanat dalı olarak)) heykeltıraşlık Üniversitede heykeltıraşlık okuyor. He studies sculpture at university.

((bir şeyin)) heykeli Meydanda bir at heykeli duruyordu. A sculpture of a horse stood in the square.

Eş anlamlılar: carving (oyma), statue (heykel), figure (figür).

Latince 'oymak' anlamına gelen 'sculpere' kelimesinden gelir.

SCULPTor (heykeltıraş) bir SCULPTURE (heykel) yapar. Kelimeler birbirine çok benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.