adjective

senior

kıdemli, üst, yaşça büyük

He is a senior manager at the company.

O, şirkette kıdemli bir müdür.

My brother is two years senior to me.

Abim benden iki yaş büyük.

This discount is for senior citizens only.

Bu indirim sadece yaşlılar içindir.

kıdemli ((isim)) rütbe veya statü olarak daha yüksek. He is a senior partner in the law firm.

daha büyük ((birinden)) birinden yaşça büyük. She is three years senior to her husband.

Synonyms: older, elder, superior; Antonyms: junior, younger

Latince 'yaşlı' anlamına gelen 'senex' kelimesinin karşılaştırma derecesi olan 'senior'dan gelir.

Türkçedeki 'senior' kelimesi de özellikle iş hayatında 'kıdemli' anlamında kullanılır. Bu bağlantıyı kurmak hatırlamayı kolaylaştırır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.