verb

serve

servis yapmak, hizmet etmek, işe yaramak, servis atmak

They serve good food here.

Burada iyi yemek servis ediyorlar.

He served in the army for ten years.

On yıl orduda hizmet etti.

This box can serve as a table.

Bu kutu masa olarak işe yarayabilir.

It's your turn to serve.

Servis atma sırası sende.

((birine)) ((bir şey)) servis yapmak Burada iyi yemek servis ediyorlar.

((bir yerde/olarak)) hizmet etmek On yıl orduda hizmet etti.

((olarak)) işe yaramak Bu kutu masa olarak işe yarayabilir.

((nesnesiz)) servis atmak Servis atma sırası sende.

Eş anlamlılar: provide, supply, offer; Zıt anlamlılar: refuse, take

Latince 'köle olmak, hizmet etmek' anlamına gelen 'servire' kelimesinden gelir. Başlangıçta güçlü bir görev veya esaret anlamı taşıyordu.

Bir restoranda bir garsonun yemek 'servis ettiğini' hayal edin. Bu, hatırlanması en yaygın ve görsel anlamdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.