settled
Çeviri
yerleşik, istikrarlı, çözülmüş, sakin
Örnekler
They live a settled life in the countryside.
Kırsalda yerleşik bir hayat yaşıyorlar.
He felt more settled after talking to his friend.
Arkadaşıyla konuştuktan sonra daha sakin hissetti.
The matter is now settled.
Mesele artık çözüldü.
Dilbilgisi Kalıpları
settled bir ((isim)) yerleşik bir hayat They live a settled life in the countryside.
settled hissetmek daha sakin hissetmek He felt more settled after talking to his friend.
settled olmak çözülmüş olmak The matter is now settled.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'to settle' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı. 'Yerleşmiş' veya 'çözülmüş' olma durumunu tanımlar.
Hafıza İpuçları
Bir şey 'settled' ise, 'settling' (yerleşme, çözülme) eylemini tamamlamıştır. Toz çökmüş, tartışma çözülmüş, kişi yeni evine yerleşmiştir.