adjective

sharp

keskin, sivri, ani, zeki

This knife is very sharp.

Bu bıçak çok keskin.

There was a sharp turn in the road.

Yolda keskin bir viraj vardı.

She has a very sharp mind.

Çok keskin bir zekası var.

The sound was short and sharp.

Ses kısa ve keskindi.

((sth.)) ince bir kesici kenara veya uca sahip olmak Bu bıçak çok keskin.

((zihin/zeka)) zeki veya bir şeyleri çabuk fark eden She has a very sharp mind.

Eş anlamlılar: keen, pointed, acute; Zıt anlamlılar: blunt, dull

Eski İngilizce'deki 'scearp' kelimesinden gelir ve kesme fikriyle ilgilidir.

'Shark' (köpekbalığı) kelimesinin 'sharp' (keskin) dişlerini hayal edin. Benzer sesler bağlantı kurmaya yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.