adjective

sheltered

korunaklı, kuytu, korumalı

We found a sheltered spot on the beach.

Plajda korunaklı bir yer bulduk.

She led a sheltered life and knew little of the world.

Korunaklı bir hayat sürdü ve dünya hakkında çok az şey biliyordu.

korunaklı bir ((isim)) rüzgar, yağmur veya diğer kötü hava koşullarından korunan We found a sheltered spot for our picnic.

korunaklı bir hayat ((/yetiştirme)) hayatın hoş olmayan yönlerinden korunan She had a very sheltered upbringing.

Eş anlamlılar: korumalı, tenha, korunaklı; Zıt anlamlılar: açıkta, açık, dünyevi

'to shelter' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı.

Fiziksel veya mecazi olarak 'bir sığınak altında' olan bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.