verb

shimmer

parıldamak, ışıldamak

The sea shimmered in the sunlight.

Deniz güneş ışığında parıldıyordu.

Her silk dress shimmered as she moved.

Hareket ettiğinde ipek elbisesi ışıldıyordu.

((with sth.)) (bir şeyle) parıldamak Göl ay ışığıyla parıldıyordu.

Eş anlamlılar: glimmer, glisten, sparkle, gleam

Eski İngilizce'de 'parlamak' anlamına gelen 'scimerian' kelimesinden gelir ve 'shine' ile ilgilidir.

Yaz sıcağında oluşan bir ısı pusunun parıldamasını, yumuşak, dalgalanan bir ışığı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.