noun

shoulder

omuz, banket, üstlenmek

My shoulder hurts after playing tennis.

Tenis oynadıktan sonra omzum ağrıyor.

He pulled the car onto the shoulder.

Arabayı bankete çekti.

She had to shoulder the blame.

Suçu üstlenmek zorunda kaldı.

((isim)) boyun ve kol arasındaki vücut bölümü. My shoulder hurts.

((isim)) bir yolun kenarı. Stop the car on the shoulder.

((sth.)) (bir şeyin) sorumluluğunu kabul etmek. She had to shoulder the responsibility.

Fiil eş anlamlıları: bear, accept, take on

Eski İngilizce'deki 'sculdor' kelimesinden gelir.

Omzunuzda ağır bir çanta taşıdığınızı hayal edin - ağırlığı 'omuzluyorsunuz', tıpkı bir sorumluluğu 'omuzladığınız' gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.