verb

skip

atlamak, es geçmek, sekmek

I decided to skip the meeting.

Toplantıyı es geçmeye karar verdim.

The children were skipping in the playground.

Çocuklar oyun alanında sekiyordu.

Let's skip to the next chapter.

Hadi bir sonraki bölüme atlayalım.

((sth.)) (bir şeyi) atlamak, es geçmek. He skipped breakfast this morning.

((no object)) sekerek gitmek. She skipped down the street.

((to sth.)) (bir yere) atlamak. Let's skip to the end of the film.

Eş anlamlılar: miss (kaçırmak), omit (atlamak), jump (zıplamak), leap (sıçramak)

Eski Nors dilindeki 'skopa' (koşmak, sekmek) kelimesinden gelir.

Suda taş sektirdiğinizi ('skip') hayal edin. Bir kitabın sıkıcı bir bölümünü de 'atlayabilirsiniz' ('skip').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.