adjective

small

küçük, az, önemsiz

She lives in a small house.

Küçük bir evde yaşıyor.

It's only a small problem.

Bu sadece küçük bir sorun.

His comment made me feel small.

Onun yorumu beni küçük düşürdü.

a ((small)) ((noun)) bir ismi nitelemek Küçük bir evde yaşıyor.

feel ((small)) kendini küçük/değersiz hissetmek Onun yorumu beni küçük düşürdü.

Eş anlamlılar: little, tiny, minor; Zıt anlamlılar: big, large, great

Eski İngilizce'de 'ince, dar' anlamına gelen 'smæl' kelimesinden gelmektedir.

'Small' genellikle boyutu ifade ederken, 'little' boyut, miktar veya duygusal bir çağrışım ifade edebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.