verb

smuggle

kaçakçılık yapmak, kaçırmak

He tried to smuggle drugs into the country.

Ülkeye uyuşturucu sokmaya çalıştı.

They smuggled the letter out of the prison.

Mektubu hapishaneden kaçırdılar.

((bir şeyi)) ((içeri/dışarı/karşıya)) (bir şeyi) (içeri/dışarı/karşıya) kaçırmak Ülkeye uyuşturucu sokmaya çalıştı.

Eş anlamlılar: traffic, run; Zıt anlamlılar: declare (beyan etmek)

Orta Düşük Almanca veya Hollandaca 'smuggelen' kelimesinden gelir.

Birinin bir şeyi gizlice 'sarmalayıp' (snuggle) sınırdan geçirdiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.