adjective

sober

ayık, ciddi, ağırbaşlı, sade

He was completely sober when the accident happened.

Kaza olduğunda tamamen ayıkmış.

This is a sober assessment of the situation.

Bu, durumun ciddi bir değerlendirmesidir.

He wore a sober grey suit to the interview.

Görüşmeye sade gri bir takım elbise giydi.

((sb.)) ayık (birisi) sarhoş değil Kaza olduğunda tamamen ayıkmış.

((isim)) ciddi/sade ciddi veya sade bir (isim) Bu, durumun ciddi bir değerlendirmesidir.

Eş anlamlılar: (ayık) clear-headed; (ciddi) serious, solemn. Zıt anlamlılar: (sarhoş) drunk, intoxicated; (hafif meşrep) frivolous.

Latince 'sarhoş olmayan' anlamına gelen 'sobrius' kelimesinden, 'se-' (ayrı) + 'ebrius' (sarhoş) köklerinden türemiştir.

'SO-BER' kulağa 'so over' (artık bitti) gibi geliyor. Sarhoşluktan 'bıktığınızı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.