noun

sorrow

keder, üzüntü, tasa

He felt great sorrow after his friend moved away.

Arkadaşı taşındıktan sonra büyük bir keder hissetti.

Her greatest sorrow was not having children.

En büyük üzüntüsü çocuk sahibi olamamaktı.

keder hissetmek keder hissetmek Evcil hayvanı öldüğünde büyük bir keder hissetti.

bir keder kaynağı bir keder kaynağı Haber büyük bir keder kaynağıydı.

Eş anlamlılar: sadness, grief, misery; Zıt anlamlılar: joy, happiness

Eski İngilizce'de 'keder, pişmanlık, endişe' anlamına gelen 'sorg' kelimesinden gelir. Almanca 'Sorge' (endişe) ile ilgilidir.

Bir şey için 'sorry' (üzgün) olmak, genellikle 'sorrow' (keder) getirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.