noun

sorts

türler, çeşitler

There are all sorts of books in the library.

Kütüphanede her türden kitap var.

He's one of the good sorts.

O iyi insanlardan biridir.

((her türden sth.)) çeşitli (sth.) They sell all sorts of cakes.

Eş anlamlılar: kinds, types, varieties, classes

Eski Fransızca 'sorte' (tür, sınıf) kelimesinden, o da Latince 'sors' (kura, kader, pay) kelimesinden gelir.

Bir şeyleri farklı kategorilere veya 'türlere' (sorts) 'ayırdığınızı' (sorting) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.