noun

soul

ruh, can, öz, soul müzik

Some people believe the soul lives on after death.

Bazı insanlar ruhun ölümden sonra yaşamaya devam ettiğine inanır.

The music has a lot of soul.

Müziğin ruhu var.

He's a kind and gentle soul.

O nazik ve kibar biridir.

She loves listening to soul music.

Soul müzik dinlemeyi sever.

((birinin ruhu)) bir kişinin ruhsal kısmı They believe in the immortality of the soul.

((ruhu olmak)) derin, temel bir niteliğe sahip olmak This city has no soul.

((... bir ruh)) belirli bir karaktere sahip kişi He is a very gentle soul.

Eş anlamlılar: spirit, psyche, essence, core

Eski İngilizce 'sāwol' kelimesinden, Cermen kökenli olup Hollandaca 'ziel' ve Almanca 'Seele' ile ilişkilidir.

Ayakkabınızın 'tabanı' (sole) sizi yeryüzüne bağlarken, 'ruhunuzun' (soul) sizi maneviyata bağladığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.