adjective

spare

yedek, boş, fazla, zayıf

I keep a spare tyre in the car.

Arabada yedek lastik bulundururum.

Do you have any spare time this week?

Bu hafta hiç boş vaktin var mı?

Can you spare a moment?

Bir dakikanı ayırabilir misin?

He spared the prisoner's life.

Mahkumun hayatını bağışladı.

((spare sth.)) yedek ~ bir yedek anahtar (a spare key)

((to spare sth.)) (zaman vb.) ayırmak Beş dakika ayırabilir misin? (Can you spare five minutes?)

Synonyms: yedek, ek, mevcut; Antonyms: gerekli, meşgul

Eski İngilizce'de 'tutumlu, idareli' anlamına gelen 'spær' kelimesinden gelir.

'Yedek lastik' (spare tyre) gibi düşünün – her ihtimale karşı bulundurduğunuz fazladan bir şey.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.