verb

spearhead

öncülük etmek, başı çekmek

He spearheaded the campaign for reform.

Reform kampanyasına öncülük etti.

The company will spearhead the new project.

Şirket yeni projeye öncülük edecek.

((bir şeye)) öncülük etmek Reform kampanyasına öncülük etti.

Eş anlamlılar: lead, pioneer, initiate; Zıt anlamlılar: follow, support

Kelimenin tam anlamıyla 'mızrak' (spear) + 'baş' (head) kelimelerinden gelir ve bir saldırının öncü noktasını ifade eder.

Bir mızrağın ucunun yolu açtığını hayal edin, tıpkı bir projeye öncülük eden (spearheads) bir kişi gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.