noun

spirit

ruh, moral, can, hayalet

She has a very adventurous spirit.

Çok maceracı bir ruhu var.

The team showed great spirit.

Takım büyük bir ruh gösterdi.

They say the spirit of a king haunts the castle.

Kalede bir kralın ruhunun dolaştığı söylenir.

((sayılamayan)) bir kişinin fiziksel olmayan kısmı; ruh hali veya tutum She has a very adventurous spirit.

((sayılabilen)) bir hayalet veya doğaüstü varlık They say the spirit of a king haunts the castle.

Eşanlamlılar: soul, psyche, ghost, mood, essence

Latince 'nefes, cesaret, ruh' anlamına gelen 'spiritus' kelimesinden gelir. 'İlham vermek' (içine çekmek) anlamına gelen 'inspire' ile ilgilidir.

'Spirit' kelimesini bir kişinin veya bir grubun 'nefesi' - yani temel yaşam gücü veya ruh hali - olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.